‘ Off Topic ’ kategorisi altındaki tüm yazılar...

Sakın Yalan Söyleme. İnanırım!

7 Ocak 2012

İçimi durduramıyorum sana gidiyorum bu neyse bu içimdeki nasıl bir aşksa bilemiyorum ve seni sevmeyi durduramıyorum.

Hayal gibiydi aklımın en ücra en dip kıyısından bile geçmezdi seni sevebileceğim. Bazen bir canavardın gözlerimde gözlerinde yok olmak istiyordum bazen. Dokunmaya çekiniyordum hani çok mükemmel objeler içeren bir rüya görürsünüz ya tam onlara ulaşacakken biri gelip uyandırır yada bir uçurumdan düşüp ilkilerek uyanırsınız işte öyle olacak diye çekiniyordum. Nerden bilebilirdim sonraları benim için savaşacağını ve yine nerde bilebilirdim senin için ar damarımı çatlatacağımı herşeyimi ayaklarım altına alıp yine o kirli ayaklarımda yavşak birkaç arkadaşıma tekme atacağımı.

O kadar güzel gözleri vardı ki ağzıma sıçsa bir kez karşıma geçip güldüğünde tüm sinirim geçiyor mala bağlıyordum hiçbirşey olmamış gibi davranmaya devam ediyordum. O yanımda olsun isterse kıyamet kopsun, o yanımda olsun hiç arkadaşım olmasın, o yanımda olsun yeterki o yanımda olsun ve mutlu olalım bana ne olursa olsun kimin tükürüğünü yalayacaksam yalayayım,kimin kalbini kırmam gerekiyorsa hemen kırayım modundaydım. Bunları yapmayı kendime görev edinmiştim. Çünkü sevgi benim içinde emek vermekti, sevdiğinin yükünü hafifletmekti onunla beraber bir ömür geçirip gözlerinde kendini görmekti.

Başıma kaynar suların döküldüğü, İçimin kömür karası haline geldiği ayrı olduğumuz zaman boyunca başım eğik gezdiğim biri ne oldu diye sorcak diye ödümün koptuğu bir ay koskoca bir ay yaşattın bana.

Her karşılaştığımda içimdeki özlemin boyutunu hissettim. Her karşılaştığımızda sana sarılmak istedim. Her karşılaştığımızda bakamadım yüzüne baktığımda bulandı gözlerim buğulandı.

Hayatım boyunca hiç böyle üzüleceğimi, birinin beni böyle acıtacağını düşünmemiştim. Birinden, delice sevdiğin birinden ayrılmak zorunda olmak ama ayrılırken onu da içinde götürmek, içinde, ondan uzaklastığın her adımda, onun içinde büyüdüğünü, içine sığmadığını duymak, içinde tutmaya çalışmak, boğulmak, bütün bir dünyanın, bütün görüntülerinin, anılarının, çocukluk günlerinin, gelecek düşlerinin, bugünün renklerinin siliniverdiği bir anda, yine de ayrılmak zorunda olmak… bunun ne demek oldugunu biliyor musun?

Bu süre zarfı içinde tanıştığın ama benim göreceğimi hesap etmedğin o orospu çocuğunun yüzüğünü karşısına geçtiğimde görecektin. O ibnenin ağzının içine öyle bir baktım ki yeter ki bana seni geri istiyorum dedirtecek şeyler söylesin. Yine o orospu çocuğuyla görüştüğünü anımsadım. Neyse..

Bana dedi ki yapmadım. İnandım. Dedi ki görüşmedim. İnandım. Dediki seni seviyorum. İnandım. Seni tekrar kazanıcam. İnandım. Sen benim tek aşkımsın seni seviyorum sadece. İnandım.

Sana hep inandım. Beni aşağıda yazacağım gibi biri olmadığına inandır ne olur ne olur Lütfen…

Beni sevmiyorsun artık rahat olayım mı?. Beni sadece bir atlama tahtası olarak bir süre kullanmak istedin ve bunda da başarılı oldun. Benim bütün enerjimi maddi ve manevi yönden sömürüp kendini geliştirdin, eskisinden daha iyi bir noktaya gelince de bana yol verdin ey eski diyemediğim sevgili.

Bütün ayak işlerine koşturmam, kendimi paralamamam, gereksiz yere kendimi strese sokmam yanıma kar mı kaldı? Kısaca kullanıldım mı?.

Enayiliğime kadeh kaldırmalı mıyım?

İyi ve doğru şeyler söyle. Çünkü ne dersen inanırım. Çünkü sana halaa….

Saygılar Herşeyim…

Popularity: 1% [?]

Hepinizin taaa …

18 Eylül 2011

Gece 12:00 dı ayaklarımı yerden kesmek için ağabeyimi bekliyordum. Uyuya kalmışım…

Birden bire kesti ayağımı buz gibi bir su; su muydu kesen aklımı yoksa su içinde görülen kız ve yanındaki orospuçocuğu muydu bilemedim ki güzel gözlümün zakkum tadında sözleri miydi yoksa kan ter içinde uykudan uyanmamın sebebi…

Çok kötü uyandım bu sabah be herşeyimm….

Eski diyesim gelmiyor ebedi aşkımın yüzünü gördüm yine ve eski olmadığını beynime kanıtladı o Allah yaradılanı.

Beni görebiliyor musun sen de…?

Popularity: 2% [?]

Benim Şehitliğim

8 Eylül 2011

Bugün tartılsam 1-2 ton gelirim herhalde, yok yok abarttım 150 kilo gelirim. Ben sadece benden ibaret değilim bu aralar, bu aralar ben ve ben ve rüyalarımım…

Kötü geçiyor geceler içinden çıkılmıyor, içinden çıkmak da istemiyorum bir yandan sanırım kopamıyorum gece gözümde beliren gül yüzlü yarin yanağından. Yanak dedim de gamzelisi mi makbul gamzesiz olanı mı? Ya yüzün? bakınca eriteni mi makbul yoksa yoksa ben gönlümü derinden ona kaptırdığım için mi çirkin,pislik,timsah yüzünü gündüz gökyüzüsü misali aydınlık algılıyorum. Bilemedim…

Ben öldüm. Savaşırken öldüm. Ama şehit olan ben değilim. Biri beni çağırdı o şehre biri gel dedi kal dedi Nazım Hikmet’in dizelerinde olduğu gibi :

Biri;

“”Gelsene dedi bana
kalsana dedi bana
gülsene dedi bana
ölsene dedi bana

geldim
kaldım
güldüm
öldüm!!!”"

(“Öl dedin,öldüm!…”)

Bana da öl dediler öldüm. Bedenim İzmir’de belki ama ruhum orda öldü…

Şehit olan ben değilim, gülen ben değilim ve geride bırakan da ben değilim.  olmak isterim ama değilim…

Şehitliğim var benim bıraktığım yerde,bıraktığım yerde gözyaşı bırakmışlığım var bıraktığım yerde benim öldürdüğüm insanlar var aşkım uğruna öldürüp kendi elime gömdüğüm ve utanmadan mezarlarına ara sıra su döktüğüm var. Beni çağıranlarda var aralarında ama toprağın altına değil bilinçlerinin altına. bilinç altıma işlemiş bıraktığım şehir…

Seni gerçekten özledim… Hemde çook. Sana sarılasım var gözlerine bakasım, senin için birkaç güzel sözüm var ve söyleyesim var tüm kalbimle tüm güzel sözleri.

Bir hayalim de var ikimizin yan yana olduğu…

Ben çok değiştim. Unuttuklarımı hatırlamaya uğraşıyorum..
Yeni bir gökyüzüne ihtiyacım var. Dışarı mı baksam yoksa evimin tavanına gökyüzünü mü çizsem. Bir çift mavi göz giderir mi ihtiyacımı?

İhtiyacım olan sensin…

Üzerine ruhumu en ücra köşesine kadar tapuluyorum üzerine kısık sesimle de birşeyler mi söylesem yok yok söylemiyim.

Hiçbiriniz için üzülüyorum şehitlerim ruhunuz şad olsun düşman öldü…

Tek üzüldüğüm hayallerim….

Popularity: 2% [?]

Birgün Gazetesinin Katkılarıyla Kardeş Türküler Konseri Ayrımcılık

8 Mayıs 2011
http://kardesturkuler.com/album/kitapcikicsayfalar7nisan-1.jpg

Kardeş Türküler

Merhaba arkadaşlar o kadar sinirliyim ki anlatamam. Uyuz oluyorum kendime herşeye kafayı takıp ağzımda yaralar çıkmasına neden oluyorum ama napayım takılmacak türden değiller.

Şimdi 07.05.2011 tarihinde başımdan geçen olayı size anlatmak istiyorum.

Konumuz kardeş türküler konseri ve kapıdaki görevlilerin yani konseri organize edenleri tutumu.

Olayı ben Birgün gazetesibe yazdım direk yazdığımı buraya copy-paste yapayım zaten herşey orda yazıyor.

—<Gönderdiğim e-mail>—

Merhabalar;

Adım Burhan EMRE Mersin Üniversitesinde okumaktayım.

7.05.2011 tarihinde katkılarınızla düzenlenmiş olan Kardeş Türküler konseri hakkında karşılaştığım ve çok üzüntü duyduğum, size, Kardeş Türküler’e ve konser görevlilerine yakıştıramadığım olayı anlatmak istiyorum.

20:00 da başlayan konsere çeşitli nedenlerden dolayı saat 21:00 da geldim. Giriş kapısındaki görevli arkadaş biletiniz varmı diye sordu biletli olduğunu bilmiyordum. Bilet satışının olduğu masaya gittim ve 15 tl bilet ücreti talep ettiler. Pahalı geldiğinden dolayı almakla almamak arasında kaldım zaten 1 saat geç kalmıştım. Dışarda dinlemeye karar verdim.

Benden 5 dakika sonra saat 21:05 te 6 kişilik Alman bir grup (Hepsinin üzerinde Hamburg yazılı t-shirt vardı) giriş kapısına doğru yanaştı. Benden ve benim gibi kendi halkından bilet isteyen, bilet sorgulaması yapan ve bileti olmayanı kapı dışarı eden görevlileriniz o yabancı uyruklu arkadaşları sorgusuz sualsiz içeri aldı. Hem de saygı sevgi ve gülümsemeyle. Bir güvenlik görevlisinin (imaj güvelik görevlinin adını da verebilirim) de Welcome dediğini de duydum. Onlara kimse bilet sormadı. Neden kendi halkınızı parasız olunca kovalıyorsunuz kapıdan da yabancılara buyurun geçin diyorsunuz?

Dayanamadım. Çok zoruma gitti. Görevlilere doğru yanaştım. Kendi halkınızdan para alıyorsunuz yabancıları neden bedava soktunuz bu sizin mantığınıza insanlığınıza, ideolojinize sığar mı diye sordum.

  1. Görevli “Ya şimdi onlarla iletişim bozukluğu oldu İngilizce konuşamadık öyle geçiriverdik” dedi.
  2. Görevli “Kardeş tamam yanlış yaptık neyse hadi sende ücretsiz geç yarım elma gönül alma” dedi bence en delikanlı kişi de buydu ve özeleştirisini de yaptı.
  3. Görevli “Ben onları tanıyorum sabah tanıştık o bilet almıştı” bu kişi 1. Görevli ile arasında olan çelişkinin farkında değil hem de olayı benim kendi gözlerimle gördüğümden haberi yok.
  4. Görevli (Bayan) 3. Görevliye “Yok yok onu demiyor bir grup geldi az önce ondan bahsediyor” diyerek hem yalanını ortaya çıkardı hem de 3. Görevliyi susturdu. Bu 4. Görevli şimdi “biz tam bilet satışını durdurduk tam ben geldim onlara söyledim o yüzden onların geçişine izin verdiler” diye inanılmaz büyük bir yalan söyledi. Çünkü o yabancı grubun ücretsiz ve saygıyla geçişine izin veren diğer görevliler kendi halkına bilet sormaya devam ediyordu. “Bilet satışımız durdu şuan isterseniz artık sizde içeri geçebilirsiniz” diye beni geçiştirmeye çalıştı ikna etme özelliğinden sonsuz derecede yoksun ve yalan dolu cümleler kurmaya devam etti. “Bilet satışı yok artık zaten içerde de yer yok kimseyi almıyoruz” dedi. Birkaç yalan cümle kurduktan sonra da gitti.

Dedim ya çok zoruma gitti utansınlar diye konser bitene kadar kapının önünde bekledim. Beklerken kapıdaki görevlinin gelen kişilere bilet sorduğunu, olmayanları kapı dışarı ettiğini ve bitmesine sadece 45 dakika kalmış olan konser biletini satmaya devam etti.

Şimdi 4. Görevliye soruyorum utanıyor musun. Bilet satışı durdu demiştin.

Ve yine soruyorum utanıyor musun onlar içeri girdi 5 dakika sonra çıktı demiştin. Konser sonuna kadar kapıda bekledim dedim ya  onlar girip hemen çıkmadı içerde kaldılar dinlediler belki eğlendiler  ve siz beni (kendi halkınızı) dışarda bıraktınız.

O kapıdaki görevlileri kınıyorum. Yaptığınız bu çifte standartlaştırma yüzünde sizi kınıyorum. Kendi halkınızdan üstün görüp onları ücretsiz içer aldığınız ve görüpte bunu yüzünüze vuran kişileri yalan cümlelerle ikna etmeye çalıştığınız için sizi kınıyorum.

Sorsanız solcuyuz, emekçiyiz, halkçıyız dersiniz bu da bana Musa Anter’in Hatıralarım adlı kitabındaki şu hikayeyi hatırlatır.

Komiser sorar sen Hristiyan mısın nesin?

Musa Anter : Ben Müslümanım Müslümanlığımı da hiçbir dine değişmem. Ama benim Müslümanlığım öyle sizin bildiğiniz Müslümanlığa benzemez der ve gerçek Müslümanlıkla ilgili birkaç cümle daha kurar.

—</Gönderdiğim e-mail>—

Popularity: 2% [?]

Sitemizi N/A kişi takip ediyor.Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberiniz olsun...

Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz. 

RSS okuyucu ile takip edin...